Posted by: mfelat | August 27, 2009

F1’de Geçişi Kolaylaştırma Çalışmaları İşe Yaradı mı?

Hepinizin bildiği gibi 2009 sezonunda araçların birbirlerini daha kolay takip edebilmeleri ve geçişin artması adına çoğu aerodinamik alanda olmak üzere birçok radikal değişikliğe gidildi. Bu değişiklikler, FIA tarafından kurulan ve üç büyük üretici takım Ferrari, Mc Laren ve Renault yetkililerinin katılımıyla oluşturulan Geçişi Kolaylaştırma Çalışmaları Grubunun tavsiyeleri etrafında şekillenmişti. Sezonun son bölümüne girdiğimiz bu dönemde bu çalışmalar işe yaramış mı isterseniz hep beraber bakalım.

Önceki sezonlarda uzun süre çok kapsamlı değişiklikler olmadı. Bu nedenle de araçlar performans olarak birbirlerine oldukça yaklaştı. Özellikle motor gelişiminin de dondurulmasıyla takımların tek gelişim yapabilecekleri alan aerodinami olmuştu. Unutmayın eskiden motorlar araçların performansında çok büyük bir yer tutardı. Örneğin Enzo Ferrari “Aerodinami iyi motor üretemeyen takımlar içindir” demiştir. Araçlar  genellikle önceki versiyonları baz alınarak geliştiriliyordu ve o yüzden de fark oluşturabilecek yeni bir anlayışı yakalamak çok zordu. Bu nedenlerle takımlar performans olarak birbirlerine oldukça yakın hale gelmişlerdi. Bu da haliyle geçişi zorlaştırıyordu. Yeni düzenlemelerin amaçlarından biri herkese tasarımlarına beyaz bir sayfa üzerinden başlama imkanı vermekti. Bu sayede her takım farklı bir konsept üzerinde çalışacak, bu da araçlar arasında ki farkları eskiye oranla arttıracaktı. Fakat umulan olmadı. Takımlar her ne kadar farklı konseptler üzerinde çalışarak araçlar geliştirmiş olsalar da araçların performansları tarihte hiç olmadığı kadar yakın oldu. Öyle ki bazı yarışlarda ilk 18 aracın bir saniye aralığı içinde sıralandığı yarışları gördük bu sene.

Diğer faktörler ise kurallardaki belirsizlikler ve bağlayıcılığın olmamasında dolayı takımlar arasındaki temel seçim farklılıkları oldu. Buna örnek olarak KERS’in zorunlu olmaması ve çok fazla tartışılan çift katlı diffüzörleri verebiliriz.

KERS yeni bir teknoloji olması, karmaşık yapısı, araca monte edildiğinde ortaya çıkan ağırlık dengesi sorunu ve ek soğutma gereksinimleri nedeniyle takımlar için büyük bir handikap oldu. Kimi takımlar bu sebeplerden ötürü daha 2009 araçlarının tasarımına başlamadan KERS’i kullanmama kararı alarak dizayn aşamasında çok daha kolay ve verimli bir yol izlemeyi seçtiler. Bazı takımlar bu sistemin sağlayacağı ekstra güçten çok beklentileri olduğu için araçlarını tamamen KERS etrafında dizayn ettiler, bazıları ise orta yolu seçip KERS’i hesaba katmadan yaptıkları tasarıma KERS’i uydurmaya çalıştılar. Aslında bu seçimler büyük ölçüde bu sezonun kaderini etkiledi. Bu teknolojiye büyük ölçüde para ve zaman ayıran büyük üretici firmalar aerodinamik alanda yapılması gereken çalışmalardan feragat etmiş oldular ve bu nedenle de rakiplerine  oranla geride kaldılar. KERS sistemi ise dezavantajları nedeniyle uzunca bir süre fazla bir getiri sağlamadı. Neyse asıl konumuza dönersek, bütün araçlarda KERS olmadığı için bu sistem geçiş çalışmalarını bir yerde baltalamış oldu. Çünkü özellikle sezonun ilk yarışlarında KERS kullanan araçlar arkasında ki araçlardan yavaş oldukları durumlarda bile KERS’in ekstra güç avantajını kullanarak rakiplerini arkalarında tutmayı başarabildiler. Halbuki bütün araçlarda bu sistem olmuş olsaydı bu bir sorun olmayacaktı ve geçişler daha kolay olabilecekti.

Diffüzör konusuna gelirsek, bilindiği gibi diffüzörler aracın oluşturduğu yere basma kuvvetinin büyük bir bölümünü tek başlarına oluşturabiliyorlar. İlk düzenlemeler diffüzörlerin oldukça basit bir yapıda olmasını hedeflemekteydi. Bu sayede araçların oluşturdukları kirli hava daha az olacak ve arkadaki aracın önünde ki aracı takip etmesi kolaylaşacaktı. Fakat bazı takımlar kurallardaki boşlukları değerlendirerek çift katlı diffüzörler tasarladılar ve bu sayede de oldukça büyük bir yere basma kuvvetine sahip oldular. Sonrasında ise yapılan itirazların FIA tarafından reddedilmesiyle bu diffüzörler yasal hale geldi ve şu anda gridde bulunan bütün takımlar kendi çözümlerini uygulayarak bu diffüzörlere sahip oldular. Bu da takımların kolaylıkla geçen yıl ki downforce değerlerinin büyük bir kısmına sahip olmalarını sağladı. Sezonun ilk yarışlarına bakarsak geçişlerin daha fazla olduğunu ve sürücülerin bu süreçle ilgili daha umutlu olduğunu görüyoruz. Ancak takımlar birer birer diffüzörlerini yeniledikçe bu umutlarda başka bahara kalmış oldu.

Bir başka etken de işe yaraması planlanan ama kullanılmayan yeniliklerdi. Örneğin sürücünün araç içinde ön kanat derecesini ayarlayabilmesine olanak sağlayan sistemler sürücüler tarafından fazlaca kullanılmadı. Mesela Alonso bir demecinde bu sistemi araç içerisinse hiç kullanmadığını itiraf etmişti.

Sonuç olarak bu çalışmalar birçok etkenin bir arada düşünülmesini gerektiriyor. Bu sene de yaşamış olduğumuz gibi en ufak bir şeyin atlanması bütün çabaları sonuçsuz bırakabiliyor. Gelecek yıl için bazı küçük değişiklikler yapılması planlanıyor. KERS’in gelecek yıl büyük ihtimalle kullanılmayacak olması bir fayda sağlayabilir. Fakat gelecek yılki araçlar çift katlı diffüzör dizaynı üzerine tasarlanacak ve daha gelişmiş diffüzörlere sahip olacaklar. Bu da olumsuz bir katkı sağlayabilir.

Tamamen olumsuz da olmamak lazım. Daha kapsamlı ve detaylı çalışmalarla taraftarların izlemek istediği daha çok geçiş gerçekleştirilebilir. Belki de diğer serilere bakmak gerkiyor, zira IndyCar ve GP2 gibi serilerde çok daha fazla geçiş izlemek mümkün olabiliyor..

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: